27 Şubat 2011 Pazar

Gdansk

Riga'dan sonra gittiğim ikinci yer Gdansk oldu. Gdansk Polonya'nın Baltık Denizi kıyısındaki şehri. Şehrin bulunduğu bölgede birbirine sahil şeridiyle bağlanan iki tane daha ufak merkez var (Gdynia ve Sopot). Ben sadece birine gittim zaman pek yoktu.
Gdansk'da da diğer Baltık ülkelerinin karakteristiklerini taşıyan pek çok yapı vardı. Şehrin ortasında alanı çok geniş olmasa da yüksekliği baya büyük bir kilise bulunuyordu. Sadece o da değil her adım başı kilise görebilmek de enteresandı. Üç sokağa bir kilise düşüncesiyle yola çıkmışlar sanırım. Bu yönden kendimi bir an Türkiye'de gibi hissettim. Ben her zaman okulu tercih ederim dini binaların yerine. Ayrıca çeşitli yerlerde lale figürleri de gördüm.
Gittiğimde hava anormal soğuktu. Şehir merkezindeki derecede -7 yazıyordu ama bence maksimum -12 dereceydi hava sıcaklığı. Sopot'a gittiğimde ise anormal rüzgar vardı ve de kısmi bir sis vardı. Deniz hoş görünüyordu yalnız. İskeleye çıktım ama çok ileri gidemedim çünkü gerçekten rüzgar etkisini daha da fena hissettiriyordu. İskeleden ileriye doğru bakınca, iskelenin sonunun sis dolayısıyla görünmüyor olması, ufak bir cennet kapısı izlenimi de yaratmıyor değildi.
Ayrıca çok garip bir yapı da vardı.

Yemeklere gelince çok değişik şeyler tattığım söylenemez ama yemek kültürleri gözlemlediğim kadarıyla pek çok Baltık ve İskandinav ülkesinden daha iyi. Hamur işi kültürlerinin olması bence oldukça iyi. Elmalı tartları oldukça güzel. İçinde tatlı veya tuzlu şeyler bulunan ufak börekçikleri de var. Onlar da oldukça hoş. Ayrıca kredi kartı büyüklüğünde mantı felsefesiyle hazırlanmış bir hamur işi de var. İçine et koyuyorlar mı bilmiyorum ama benim yediğim ıspanaklıydı. O da oldukça başarılı olmuştu. Ayrıca "Lech" isimli biraları ve elma aromalı vodkaları da oldukça güzel. İçki oldukça ucuz.
Polonyalılar kısmen Türkler'e benziyorlar. Kontrollerini hızlı kaybediyorlar. Kavga çıkartmaya oldukça müsaitler. Gittiğimiz bir barda bıyıklı (!) 30 yaşlarını geçmiş bir amca önce kavga çıkarmaya çalıştı, sonra güvenlik tarafından dışarı atıldı bir süreliğine ve sonunda barın önünde duran bir arabanın kaputuna yığıldı çuval gibi. Oldukça komikti. Ayrıca hiç ilgim olmayan bir dili dinlemeye başlayınca insan en sık kullanılan kelimeleri direk çıkartıyor ve ilk çıkarımım "dobra dobra" yapısıydı. "İyi", "güzel" veya "tamam" gibi anlamları var anladığım üzere ve onaylama cümlesi olarak kullanıyorlar. Noktalama işareti tadında kullanılınca biraz da Türkiyedeki kullanımını düşündüm "dobra dobra" sözcüklerinin. Bence biraz yanlış kullanıyoruz ama neyse.
Sonuç olarak çok hoşuma giden bir geziydi, arkadaşımla beraber güzel vakit geçirdim ve hem yeni bir ülke görmüş oldum hem de eğlendim. Böyle şeyleri tekrar tekrar yapmak gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder